Mustafa Şekip Tunç ve Türkiye’de Felsefe

Posted On Haziran 15, 2007

Kategori: felsefe

Comments Dropped leave a response

Mustafa Şekip Tunç’un İnsan AnlayışıMustafa Şekip Tunç (1886-1958) Ülkemizin yetiştirdiği önemli ve öncü düşünürlerimizden birisidir. Türkiye’de “Sosyal Bilimler” ve “Felsefe”nin kurumsallaşması ve yerli bir boyut kazanması için bir ömür boyu gayret sarfetmiştir.

Türkçenin bir bilim ve tefekkür dili olabilmesi için sürekli yenilenen ve gelişen bir dil anlayışını benimsemiştir. Bu anlamda hiç bir zaman doğmatizme sapmadan dilin kendi mecrasında akmasını ve yapay müdahalelerden korunmasını doğru bir yaklaşım olarak benimsemiştir. Çünkü ona göre hayat daima ileriye doğru akan bir nehir gibidir. Önüne yapay engeller koyarsanız biriktirdiği enerjiyle bunları da yıkıp geçer. Bu gerekçelerle O, dilin doğal evrimi içerisinde tazelenmesinden, yenilenmesinden ve gelişmesinden yana olmuştur. Bu tutum ideolojik olmaktan çok hayatla bütünleşmiş, sorumlu bir aydının tutumudur.

Mustafa Şekip, Kurtuluş Savaşı yıllarında Darülfünun’da bir yandan Psikoloji ve Felsefe Müderrisliği yaparken bir yandan da Dergah mecmuasında Bergsoncu bir felsefi tavır alışla bir umut felsefesi geliştirmeye çalışmıştır. Bu umut felsefesinin esası; hayatın madde karşısında önceden tayin ve determine edilemezliği ve imkanlara gebe olması fikri üzerine oturmaktadır. Böylece hayat, ruh ve cemiyet olayları daima imkanlar barındırmakta ve gelecek bu günden mekanik olarak tüketilememektedir. Bu fikirler milli mücadele atmosferi içerisinde, ruhun maddeye indirgenemezliği ve ondan karmaşık ve üstün olması gibi duygu ve düşünceleri besleyerek; milli bir manevi kahramanın etrafında kenetlenmeyi hazırlamıştır.

Bu fikirleri ileride derinleştirmek ümidiyle Mustafa Şekip’in felsefesine bir giriş olmak üzere onun felsefesinin özünü teşkil eden “insan anlayışı” hakkında bir yazımı ilişikte bulabilirsiniz.

Respond now.